English Language Institute

English Language Institute

speak english
17 Oct
ENG45  0

İngilizce Terimler - Onikinci Bölüm

 

 

 

 

Make sense

(mantıklı olmak – anlaşıl – akla uygun gelme )

To be intelligible or understandable

She is an experienced business woman. When she speaks, she makes sense.

( O, çok deneyimli bir iş kadınıdır. Konuştuğunda mantıklı görünüyor. )


 Put together

(Oluşturmak – toplamak – birleştirmek –monte etmek)

To assemble

Elena helped her son put together his new model airplane.

( Elena, oğlunun yeni uçak modelini monte etmeye yardımcı oldu. )


 Put two and two together

( düşünüp taşınmak – (olaylar arasında bağlantı kurarak)durumun ne olduğunu anlamak )

To deduce, to draw a conclusion from observation

I couldn’t understand the directions for putting together the model. I first I studied the directions and then I inspected the parts of the plane. Finally, I was able to put two and two together.

( Bu modeli birleştirme talimatlarını anlayamıyordum. Önce tarifleri okudum ve uçağın parçalarını kontrol edip inceledim . Sonuç olarak, gözlemlerimden durumun ne olduğunu anladım. )


 Raise the question

(Konuyu gündeme getirmek)

To present something for discussion, to ask about

After the committee planned to build new tennis courts for the community, Akbar raised the question of money.

( Komite, topluluk için yeni tenis kortları inşa etmeyi planladıktan sonar, Akbar, para meselesini gündeme getirdi. )


 Size (someone/something) up

(Anlamaya çalışmak – ölçüp biçmek – değerlendirmek )

To evaluate, estimate, comprehend

I sized up the audience as I spoke on the dangers of smoking. I could feel them sizing me up too.

( Sigara içmenin tehlikelerinden bahsederken, kitleyi ölçüp biçtim. Onların da beni ölçtüğünü hissediyordum. )


 Take steps

(Adım atmak - Önlem almak – tedbir almak – girişimlerde bulunmak )

To do what is necessary

My boss took steps to see that I got a raise.

( Patronum terfi ettiğimden emin olmak için gerekli adımları attı. )


 Without question

(kuşkusuz – şüphesiz – tartışmasız – kesinlikle – sorusuz)

Undoubtedly

Without question, Larry is the best student in the class.

( Kuşkusuz, Lari sınıfın en iyi öğrencisidir. )


 After (one’s) own heart

(kafasına göre – tam gönlüne göre – istediği gibi )

To like someone because of common interests

Diane and I both love tennis. She’s a woman after my own heart

( Diane ve ben de tenis severiz. O benim tam gönlüme göre bir kadın. )


 

 

 

 

Online İngilizce Eğitimi ENG45.com


  Register

Comments (0)

Send Comment


Message

English educational institution 2010-2019.

Golden Global Co. © All Rights Reserved.