English Language Institute

English Language Institute

speak english
11 Sep
ENG45  0

İngilizce terimler - Birinci Bölüm

 

 

 Birkaç yararlı ve kullanışlı İngilizce terimler öğrenelim.

 

A man / woman of means 

(Zengin adam, varlıklı kişi)

A wealthy person

 

- Once I was poor, but now I’m a man of means! My aunt died and let me a fortune.

( Bir zamanlar fakirdim, ama şimdi zengin biriyim!Teyzem öldü ve bana bir servet bıraktı. )

 


 

Big shot

(Kodaman – Önemli kişi)

An important person

 

- Sam is a big shot in local politics. 

( Sam, iç siyasette önemli bir kişidir. )

 

- Harun is a big shot

( Harun bir kodaman )

 


 

Hard-hearted

( Katı yürekli – Taş kalpliler - acımasız )

Without pity, merciless

 

- Even the hard-hearted can be moved to tears.

( Taş kalpliler bile gözyaşlarına boğulabilirler. )

 

- A hard hearted person rarely gives money to charity

( Katı yürekli insan nadiren hayır için para verir. )

 


 

Level-headed

( Anlayışlı – Dengeli – Aklı başında – Sağgörülü – Mantıklı )

Self-composed and sensible - behaving in a calm and sensible way, even in a difficult situation

 

- Gloria is always calm in every situation. She is the most level-headed person I know.

( Gloria her zaman her durumda sakindir. O bildiğim en sakin kişidir. )

 


 

Live wire

( Enerjik, Aktif bir kişi )

An energetic, active person - A highly  alert or energetic person.

 

- Howard is a live wire business executive. He works from morning to night

( Howard aktif bir iş yöneticisidir. O sabahtan geceye çalışır. )

 


 

 

 

 

Narrow-minded

(Bağnaz – Dar kafalı – Geri kafalı – Dar görüşlü - Eski kafalı )

Bigoted, having a limited outlook

 

- George is not a bad person. He’s just narrow-minded.

( George, kötü bir kişi değildir. O sadece dar görüşlüdür. )

 

- Harun is really narrow-minded, isn't he? 

( Harun gerçekten bağnaz, değil mi? )

 

- She was a narrow-mınded religious girl.

( O dar görüşlü dindar bir kızdı. )

 


 

Open-minded

 

( Açık görüşlü – serbest fikirli – Yeni fikirlere açık )

Liberal, having a liberal, open outlook

 

- A truly open-minded person respects the beliefs of others

( Gerçek açık fikirli kişi başkalarının inançlarına saygılıdır. )

 

- I can see you're not as open-minded as I thought you were.

( Olduğunu düşündüğüm kadar açık fikirli olmadığını görebiliyorum. )

 


 

Pig-headed

 

( Domuz gibi – inatçı - Dik kafalı – Domuz kafalı )

Stubborn

 

- My father won’t let me use his car tonight. I wish he weren't so pig-headed.

( Benim babam bu gece arabasını kullanmama izin vermez. Keşke o kadar inatçı olmasaydı. )

 

- He knew whatever he would say or do wouldn't do any good to make the pig headed girl change her mind.

( Ne yapsa, ne söylese bu dikkafalı kızı fikrinden döndüremeyeceğini biliyordu.)

 

 

 

İngilizce öğretimi online kursu ENG45.com


  Register

Comments (0)

Send Comment


Message

English educational institution 2010-2019.

Golden Global Co. © All Rights Reserved.