English Language Institute

English Language Institute

speak english
12 Sep
ENG45  0

İngilizce Terimler - İkinci Bölüm

 

Birkaç yararlı ve kullanışlı İngilizce terimler öğrenelim.

 

 

Soft-hearted

( Yumuşak kalpli – Yufka yürekli – Marhametli )

Tender, merciful, generous

 

Students often take advantage of soft-hearted teachers.

( Öğrenciler genellikle yumuşak kalpli öğretmenlerden yararlanmaktadır.)

 


 

Stuffed shirt

( Kendini bir şey sanan tip – kibirli – resmiyete önem veren kibirli kimse – Ukala )

A pompous, boring person

 

- The mayor thinks he’s an important man, but he’s really a stuffed shirt.

( Belediye başkanı onun önemli bir adam olduğunu düşünüyor, ama o gerçekten kibirli bir insan.)

 


 

Wet blanket

( Mızıkçı – Oyun bozan – Neşeyi kaçıran /Şevki kıran kimse )

A person who discourages enthusiasm enjoyment

 

- Ali sulked during the entire movie. None of us could enjoy the show. She was such a wet blanket.

( Ali film boyunca suratını astı. Hiçbirimiz filmin tadını çıkaramadık. O mızıkçı birisi. )

 


 

Windbag

( Laf körüğü - Geveze – Çenesi düşük kimse – Çalçene – Farfara )

A talkative, boringperson

 

- That’s the longest most boring speech I never heard. I thought the old windbag would never shut up.

( Bu hiç duymadığım en uzun sıkıcı konuşmayadı.  Bu geveze insanın asla susmayacağını düşündüm.)

 


 

 

 

 

 

Be taken in

( Aldatılmak – Kandırılmak )

To be deceived

 

-Many children and adults are taken in by the clever ads on television

( Çoğu çocuk ve yetişkinler, akıllı TV reklamlarıyla aldatılıyor. )

 


 

Be well off

( Durumu iy olmak – Tıkırında olmak )

To be rich, to have more than is necessary.

 

- Carlos is no millionaire, but he certainly is well off.

( Carlos milyoner değil, ama kesinlikle durumu iyidir. )

 


 

Get (someone / something) wrong

( birini yanlış anlamak – Yanılmak – Durumu tam anlayamamak )

To misunderstand

 

- I prefer to read, rather than watch television. Don’t get me wrong! I like television, but I like reading better.

( Televizyon izlemek yerine okumayı tercih ediyorum. Beni yanlış anlama! Televizyonu severim, ancak daha çok okumayı severim. )

 


 

Yes-man

( Evet efendim!’ci – dalkavuk )

A person who always agrees with his boss or superior

 

- Give me a strong, independent leader. I don’t want a bunch of  yes-man.

( Bana güçlü ve bağımsız bir lider verin. Bir sürü Evet efendim!’ci istemiyorum. )

 


 

 

 

 

 

İngilizce öğretimi online kursu ENG45.com


  Register

Comments (0)

Send Comment


Message

English educational institution 2010-2019.

Golden Global Co. © All Rights Reserved.